Rehberlik
Ayın Konusu
Soru-Cevap
İndigo'da Kahve Keyfi
 
Çocuk Eğitiminde Ailedeki Disiplinin Yeri ve Önemi

Disiplin

Dilimizde ‘d i s i p l i n’ denilince akla genellikle ceza gelir.Oysa eğitimsel anlamda disiplin, ‘kişiye belirli alışkanlıklar kazandırma; onu, kendisi ve çevresi ile uyum içinde yaşamaya hazırlama’ diye tanımlanabilir.  Disiplin kavramı kuşkusuz nasıl bir çocuk yetiştirmek istediğimizle yakından ilgilidir. Ayrıca bu isteğimizde ne denli samimi ve ısrarlı olduğumuzu da, disiplendirme sırasında kullandığımız yöntem açıkça belirler.

‘Disiplinin kaynağı ailedir ‘ sözü nasıl doğru ise, ‘insanda disiplin yaşamın ilk günü başlar’ sözü de kanımızca o kadar doğrudur.Yeni doğan bir bebeğin tüm çevresini ailesi, özellikle anne, babası oluşturur. Daha sonra buna oyun arkadaşları ile okul çevresindeki arkadaş ve yetişkinler katılır. Bu grupların her birinin, çocukta disiplin kavramının gelişmesi açısından farklı görevleri vardır.Ancak yetişkinlerin çocuğu eğitirken akıllarında tutmaları gereken en önemli nokta, Onun gelişme evrelerini iyice öğrenmek ve çocuğun hangi yaşta neleri kavrayabileceğini, neleri yapıp neleri yapamayacağını bilmektir.

Bebeklik Döneminde Disiplin

Bebeklik döneminde disiplin; çocuğun gereksinimlerini sağlamak, onu rahat ettirmek, tehlikeli durumlardan korumaya çalışmak şeklinde özetlenebilir.

Bu dönemde çocuk tamamen anne babanın yardımına muhtaçtır. Her türlü karar, sorumluluk ve bunların sonuçları anne-babaya aittir. Yapılması gereken şeyler pek basit ve kolayca sağlanabilir gibi görünüyorsa da, çocuğun ilerideki yaşamındaki davranışları için model oluşturduğundan, gereksinimlerin karşılanışı sırasında anne-babanın davranışı son derece önemlidir.

Bu evrede çocuğun tüm algı organları gelişmelerini tamamiyle tamamladıkları halde, bebeklerin, annelerinin davranışlarına karşı aşırı bir duyarlılıkları vardır.Annenin ses tonu, çocuğu tutuş biçimi, gereksinimlerini karşılamada dakiklik vb. çocuğun yeni geldiği bu yabancı dünyaya bakış açısını etkiler. Annesi onu şefkatle kucaklıyor, meme verirken tatlı sözler söyleyip başını şefkatle okşuyor, daha altı ıslanır ıslanmaz rahatlatmak için önlem alıyorsa; bu sırada babasının yumuşak sesi henüz anlamadığı fakat tatlı ve güzel olduğundan emin olduğu birşeyler söylüyorsa, çocuk onlara gülümser ve çevresine güvenle bakar. Aksine anne çocuğun karnını doyurmayı güç bir görev gibi kabul edip onu serçe kucağına alıyor ve ‘aman karnı doysun da uyusun’ şeklinde katı bir tutumla davranıyorsa veya baba ağlamasından rahatsız olduğunu belirtir bir şekilde bağırarak bir şeyler söylüyorsa;yine annesi altı ıslandığı zaman altını hemen değiştirmeyip ağlamasına izin veriyorsa bu çocuğun sevgi duygularının yeşerip dünyaya güvenle bakabilmesi mümkün değildir.

Bebeklik döneminde çocuğun çıkardığı sesler bile gereksinimlerinin karşılanması ile ilgili olduğu için, başlangıçda onun bilerek sırf anneyi meşgul etmek için ağlaması söz konusu olamaz. Bu nedenle de bu dönemde sertlik, zorlama, hele cezanın hiç yeri yoktur. Bebeklik çocuğun yanlızca şefkat ilgi ve yumuşaklıkla ele alınması gereken dönemdir.

Okul Öncesi Dönemde Disiplin

Disiplinin insan yaşamındaki yerinin önemi yadsınamaz. Disiplin adını verdiğimiz düzenli davranışların gerçek başlangıç dönemi de, okul öncesi dönemdir.Bu dönemde çocuk gelecekteki davranışlarına esas oluşturacak tüm alışkanlıkları kazanır. Okul öncesinde çocuk,bir önceki dönemde olduğu gibi, tümüyle yetişkine bağımlı bir bebek değil, kendi kendine bazı şeyler başarabilen bir çocuktur. Kendisine öğretilmek istenen davranış modellerine karşı tepki de gösterebilir. Ayrıca hareket halinde bir varlık olduğundan, kendisini bazen tehlikeli durumlar içinde bulabilir. Bu nedenle de bazı sınırların konulması zorunludur. Kendi kendine gerçekleştiremediği bu sınırlamalar, uygun bir şekilde tanıtılırsa çocuğu rahatsız etmezler.

İyi bir disiplin devamlı olarak çocuğun isteklerine engeller koyarak değil, karşılıklı sevgi ve anlayışla kurulabilir. Çocuğun tehlikelerden korunması her isteğinin engelle karşılanması anlamına gelmez. Aksine çocuğun uygun olan isteklerinin kabul edilmesi ve kendisine gerçekten zarar verebilecek durumlara engel olunması anlamındadır.

Çocuk sağlıklı bir aile ortamı içinde bazı davranışları yapmasına izin verilmeyeceğini, bazı davranışları yapmasında hiçbir sakınca olmadığını, bazı davranışları ise kesinlikle yapması gerektiğini öğrenecektir.

Bunlar onun yavaş yavaş kendisine ve başka insanlara karşı güven duymasına yardımcı olurlar. Hiçbir insan için toplumda özgürlük sonsuz değildir. İnsanın etrafında başka insanlar, zarar görebileceği veye zarar verebileceği nesneler olduğu sürece davranışları da belirli bir ölçüde kısıtlanacaktır. İşte disiplin sorunu bu kısıtlamalar söz konusu olduğu zaman ortaya çıkar. Kısıtlama fikri insan olarak hiçbirimizin hoşuna gitmez. Ama çocuklar kendilerine yapılan kısıtlamaları belirli ölçüler içinde bizlerden çok daha kolay kabul ederler.

Bu ölçüleri şöyle sıralayabiliriz: Kararlılık, pekiştirme, kişisel duygulara göre davranmama.

Kararlılık

Çocuktan yapması istenen şeylerin yetişkinin o anda aklına geliveren şeyler olmayıp, önceden düşünülmüş, planlanmış şeyler olmasıdır. Burada çocuğun bulunduğu gelişme basamağında neleri başarıp neleri başaramayacağının bilinmesinin rolü büyüktür. Örneğin 3 yaşındaki bir çocuk anlatılan hikayeyi ancak 10-15 dakika gibi bir süre izleyebilir. Anlatma daha uzun süre devam ederse çocuğun ilgisi dağılır. Anlatılan hikayeden çok etrafı ile ilgilenmeye başlar. Bu durumda çocuğa ‘ben hikaye anlatıyorum ama sen beni dinlemiyorsun, öyleyse bir dahaki sefere sen istediğin zaman anlatmam’ demek son derece yanlıştır. Zira  çocuk anlattığınız öyküyü dinleyebilmek için tüm dikkatini vermiş, fakat hikayenin süresi dikkat süresini aşmıştır. Ayrıca tekrar anlatmam şeklindeki ifade de eğitimsel açıdan hatalıdır. Bir annenin yada öğretmenin çocuğa öykü anlatmaktan tümüyle vaz geçmesi imkansızdır. Oysa yasaklar konulurken bunun gerçekten yerine getiriliyor olması disiplin kuralının öğrenilmesi açısından büyük önem taşır.

Yerine getiremeyeceğimiz yasaklama ifadelerinin, makul bir disiplin eğitiminde yeri yoktur. Burada yasaklamanın konulmasındaki ana amaç, çocuğu çevresindeki zararlardan ve başaramayacağı işlere kalkışarak duyacağı kırıklıklardan korumak olmalıdır.

Çocuğun zararsız ve makul olan istekleri için kendisine olanak tanımak, sağlıklı ve güvenli bir birey yetiştirmek açısından son derece önemlidir.

Pekiştirme

Kuralların öğrenilmesi, alışkanlıkların kazanılması, hep, insan yaşamında büyük yer tutan öğrenme faaliyetinin çeşitli yüzleridir.

‘Pekiştirme’ ise, her öğrenme faaliyetindeki temel öğelerden biridir. Pekiştirme çocuğa öğretilmek istenen kuralların, pek çok kere tekrarlanması anlamındadır. Burada kuralın her zaman aynı şekilde tekrarlanmasını sağlamak, öğrenmeyi kolaylaştırmak açısından son derece önemlidir. Ayrıca herzaman aynı şekilde tepkide bulunulması, pekiştirmenin sağlanması için başlıca etkendir. ‘Haydi bugün gezmeye gideceğimiz için oyuncaklarını toplama ama yarın mutlaka toplayacaksın’ dediğimiz zaman çocuk kendisinden istenilen davranışın duruma ve yetişkinin isteğine bağlı olduğunu düşünecektir. Bu tarz bir tutumun çocukta kurala uymayı öğrenme açısından olumsuz etkileri vardır.

Kişisel Duygulara Göre Davranmama: İnsan söz konusu olduğu zaman, kuşkusuz davranışlarda çoğu zaman duygular da etkili olur. Küçük çocuklar için duygusal duruma göre davranmak; örneğin sevinçli olduğu zaman taşkın hareketlerde bulunmak, üzgün olduğu zaman yemek yememek gibi kabul edilebilir şeyler olsa da, yetişkinin duygularını davranışlarını etkilemeyecek şekilde kontrol etmesi beklenir.Bu gerek diğer insanlarla ilişkiler gerekse çocuklarına karşı davranışlarında son derece etkilidir.Canımızın sıkkın olduğu, keyfimizin yerinde olmadığı bir gün çocuğumuzun yaptığı bir harekete şiddetle tepki gösteriyorsak, daha sonra da üzüldüğümüz için onu kucağımıza alıp okşuyorsak veya daha rahat olduğumuz bir gün aynı davranışı hoş görüyle karşılıyorsak, çocuğumuzun bundan alacağı olumlu ve olumsuz izlenimler uzun tartışmalara konu olabilir. Kuşkusuz hepimiz gün boyu hızlı bir yaşam temposunun içinde bir takım kırıklıklar, gerginlikler veya sevinçler geçiriyoruz.Yaşadığımız duygusal duruma göre de davranışımızda bazen değişiklikler olması beklenebilir. Ancak bu değişikliklerin çocuğun hayat tarzını etkileyecek şekilde olması ona zarar verir.

Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, duygularımızın davranışlarımıza olan etkilerini çok iyi kontrol etmemiz gerekmektedir.Zira bir kuralın öğrenilmesi ve çocuk tarafından kabul edilerek kalıcı olmasının sağlanması, ancak onun kişisel değil, durumsal olmasıyla ilgilidir.

Ödül ve Ceza


Günümüzün eğitim anlayışında disiplin, bir cezalandırma sistemi olmaktan çok, çocukların kendi kendilerini kontrol etmeleri konusunda baş vurulan bir yardımcı yöntem olarak düşünülmektedir. Amaç çocuğun kendi kendini kontrol etmesi olunca cezalandırmanın da bu tür bir disiplin anlayışında yeri yok demektir.

Disiplin çocuğun diğer çocuklara ve çevreye uyumunu sağlayan bir eğitim aracı olarak ele alınınca, cezalandırmanın yerine kişinin mantığı ve anlayışı geçer. Çocuk davranışlarını kendi kendine değerlendirebilir hatta yanlış yaptığında özeleştiri yapabilir.Çağdaş eğitimde esas ilgi çocuktaki iç kontrolü kurmaya yönelik olmalıdır. ‘Yapıcı bir disiplinin gelişmesi’ fikrinin önderlerinden biri olan M. E. Hawkes, bu tür bir disiplin şeklinin amaçlarını şöyle ifade eder: ‘Ne türlü kötü davranış söz konusu olursa olsun, disiplinde amaç, yanlız dostça ve yapıcı bir yardımdır. Bu yardımın sağlanabilmesi için, çocuğun tüm yaşamını etkileyecek disiplin kuralının kavranabilmesi için çocuğun çok iyi tanınması ve gelişme seviyesinin tüm ayrıntılarıyla bilinmesi gereklidir. Çocuk bizim kendisine uygulatmaya kalktığımız kuralı kavramak için yeterli olgunluğa erişmiş midir? Sorunun kilit noktası buradadır.

O güne kadar annesinden hiç ayrılmamış ve ilk kez anaokuluna gelmiş 3 yaşındaki bir çocuk herhangibir oyuncakla oynayabilmek için sırasını beklemek kuralı kendisine verildiği zaman zorluk çekebilir. Yine ilk kez geldiği anaokulunda yemeğini kendisinin yemesi istendiğinde yemek istemediğini söyleyebilir. Bu durumda çocuğun azarlanması, cezalandırılması kuşkusuz seçilecek yöntemler arasında yoktur. Aksine önce çocuğun okula gelmesini isteyecek, arkadaşlarıyla oynayıp paylaşacak olgunluğa erişmesini sağlayacak bir yöntemin doğumdan itibaren  uygulanması gerekir.

Sevildiğini hisseden, kendisini güven içinde duyan bir çocuk, genellikle yetişkinlere ve yaşıtlarına yaklaşmakta da güçlük çekmez. İnsanlara güven duyduğu için onların davranışları hakkında da kuşkuya düşmez. Mutlu bir çocuk,yetişkinin kendisinden istediklerini yerine getirmekte mutsuz bir çocuğa oranla daha isteklidir.

Ayrıca çocuklar kendilerine makul bir açıklama yapıldığında, genellikle söylenenleri kabul ederler, istenmeyen davranışı yapmaktan vazgeçerler. Ancak yetişkinler olarak, okul öncesi dönemi için akılda tutmamız gereken en önemli nokta, çocukların davranışlarından doğacak sonuçları kestirmekte güçlük çekmeleridir.

Çocuk odada koşarken sehpaya çarpar ve üstündeki vazoyu kırar. Vazoyu kırdığı için kendisine kızan annesine verdiği yanıt ise ‘ben kırmadım ki kendisi düştü’ şeklindedir. Gerçekten bu bir kazadır ve çocuğun vazoyu bilerek kırması söz konusu değildir. Ama çocuk oda içinde koşmakla eşyalara zarar verebileceğini kavramakta zorluk çekmektedir. Böyle bir durumda yetişkinin vereceği cezanın ona bir yararı olamaz. Ceza yetişkinin o andaki zarar için duyduğu öfkeyi bastırmak için bir yöntem olabilir ama çocuğun evin içinde tehlikesiz biçimde hareket edebilmesini sağlayacak kuralları öğrenmesine yardımcı olamaz.

Burada herşeyden önce çocuğun kestiremediği bu tehlikeli durumlar için yetişkinin önlem alması, çocuğa oyun için ayrı bir alan ayırması, böylece çocuğun kendisine ve çevresine zarar vermesini önlemesi seçilecek yolların en uygunudur. Çocuk bu teklifi kabul etmeye hazırdır. Zaten kendisini koruyamadığı durumlarda yetişkinin güven verici yardımına ihtiyacı vardır.

Çağdaş disiplin anlayışında ceza, ancak çocuğun bozduğu ilişkileri kendisine hissettirecek türden bir yasaklama ise yapıcı değer taşır.

Gezmeye gitmek için ağlayıp tepinen, annesini yumruklayan, eline geçeni fırlatan bir çocuk için en uygun yöntem ona küsmek onu azarlamak değil, sakin bir sesle ‘gezmeye gitmek istiyorsun ama bu şartlarda sokağa çıkmamız mümkün değil, bu konuyu tepinmen bitince tekrar düşünürüz’ olabilir.

Dengeli bir disiplin planı, çocuğun kendi kendisini kontrol etmesine dayalıdır . Ancak yine tüm öğrenme faaliyetlerinde olduğu gibi zaman zaman başardığı bir davranışı için kendisini ödüllendirmek, davranışının başarılı ve olumlu yönünü ona hissettirecek bir kaç tatlı söz söylemek en azından çocuğu ilerideki başarıları için özendirecek bir tutumdur.

Ancak herşeyde olduğu gibi bunda da aşırıya kaçmak çocukta gerçek başarıdan duyacağı mutluluk duygusu yerine, haksız olarak kendisini üstün görme duygusunu uyandırabilir.

Ödül ancak hakedildiği zaman verildiğinde eğitimsel bir değer taşır.

Şımarıklık


Disiplin konusuna değinirken şımarıklıktan sözetmemek hemen hemen olanaksızdır. Şımarık çocuk, yeterince sorumluluk verilmemiş ve kendi kendine öğrenme fırsatı bulamamış çocuktur.

Şımarıklık çocukta doğuştan varolan bir özellik değildir. Ama daha doğumundan başlayarak anne-babasının ve yakın çevresinin davranış şekilleri çocuğu şımarık hale getirir.

Şımarık çocuk genellikle gereksinimlerinin karşılanması konusunda belirli bir düzen bulunmayan çocuktur. Çoğu kez kendi istediğinin yerine anne-babasının kendisine vermek istedikleriyle yetinmek zorunda kalan, yanlış şeyleri aldığı için de sürekli istekte bulunan çocuktur.

Şımarık çocuk gereksindiği sevgiyi ve ilgiyi yeterince alamayan, kendisine alınan elektrikli tren veya yürüyen bebekle duygusal gereksinimlerini karşılamak zorunda bırakılan çocuktur.

Anne veya baba çocuğa en pahalı oyuncakları, en güzel giysileri alarak adeta ondan esirgedikleri veya isteyip de gösteremedikleri sevgiyi kanıtlamak istemektedirler.

Belirli bir disiplin kuralının uygulanmadığı veya uygulanamadığı, anne-babanın disiplin konusunda görüş birliğine sahip olmadığı veya büyükanne-büyükbabayla anne-baba arasında bir görüş farkının yaşandığı durumlarda çocuğun şımarık olması doğaldır.

Bazen de aile parçalanmış olduğu için, anne veya babanın yanında kaldığı zamanlarda çocuğa takınılan tavır ve uygulanan kurallar o kadar farklıdır ki çocuk uyum sağlamakta zorluk çeker.

Şımarık çocuklarda istediği zaman istediğini yaptırmaya çalışma, devamlı tutturma, gereken saatte yatmaya karşı aşırı direnç, sık sık ağlama, tepinme, arkadaşlarına uyum sağlayamama gibi tepkilere sıkça rastlanır.Bu çocukların yeniden eğitiminin sağlanması, çocuğun sağlıklı bir duygusal yapıya kavuşması, aile bireylerinin ortak çabaları ve o güne kadar uyguladıkları yöntemi değiştirmelerine bağlıdır. Çocuk herşeyin ötesinde anne ve babası tarafından istenip sevildiğinin bilincine varmalıdır. Bu duygu giderek güven duygusunu yaratacak ve giderek onun diğer insanlarla ilişkilerini olumlu yönde etkileyecektir.

Ama yanlız ‘seni çok seviyorum, bak o yüzden sana neler aldım’ demek sorunu hiçbir zaman çözmez. Anne-babanın kararlı, tutarlı ve sevgi dolu davranışı, çocuğun eğitimi konusunda anlaşmaları, çocuğun gelişim seviyesine uygun olarak kendisine görev ve sorumlulukların verilmesi sorunu uzun vadede ama muhakkak surette çözümünü sağlayacaktır.

Çocuk doğduğu günden belirli bir döneme kadar, özellikle annesinin mutlak bakımına muhtaçtır. Bu doğrudan doğruya onun gereksinimleri ile ilgili bir durumdur. Çocuk dış dünya hakkındaki ilk izlenimlerini de bu sırada edinir. Annenin davranışı ise burada baş rolü oynar. Daha sonra ilk çocukluk ve çocukluk dönemlerinde, yine anne ve babasının sevgi ve sefkatine, onların yardımına muhtaçtır ama, artık kendi kendine yapabileceği bazı şeyler de vardır. O bunları kendi kendine yapmaktan mutluluk duyar ve kendine olan güvenini kazanır.

İşte gelişmesinin normal işleyişi sırasında çocuğa gereksindiği sevginin verilmeyişi, yapabileceği faaliyetlere izin verilmemesi veya yapabileceğinin çok üstündeki beklentiler onun gelişimini olumsuz yönde etkiler. Bütün bunlar da çocuğun tüm yaşam biçimini etkileyecek, anlayış ve karşılıklı saygı ve güvene dayalı bir disiplin modelini çocuğa kabul ettirmede zorluklar yaratır.

Disiplin insanların birarada mutlu yaşayabilmeleri, iyi ilişkiler kurabilmeleri için zorunludur. Bunun sağlanması ancak ve ancak çocuğun gelişme aşamalarının iyi bilinmesine, yaşamının ilk günlerinden başlayarak kararlı, makul ve duygusallıktan uzak bir yetişkin olarak çocuğa örnek olmamıza, kendi yaptıklarımızla çocuğa yaptırmak istediklerimizin arasında çelişki bulunmamasına bağlıdır. Aksi halde çocuk kuralı kendi iyiliği ve yaşamın düzeni için arzulanmış bir yol değil, yaşamını karartan bir engel olarak görür.

 
Ana Sayfa   Eğitim   Organik Beslenme   İndigo Deyince   Rehberlik   Sağlık   Atatürk Köşesi   Bizden Kareler   İletişim
  » Eğitim anlayışımız
» Eğitim İlkelerimiz
» Programlarımız
» Aktiviteler
» Branş Aktiviteleri
» Aylık gezi ve etkinlik takvimi (Bu ay doğanlar)
» Kadromuz
»
» Beslenme Prensipleri
» Organik Beslenme
» Yemek menüsü
» İndigo Deyince
» İşleyiş
» Aile Görüşleri
» Ayın Konusu
» Soru-Cevap
» İndigo'da Kahve Keyfi
» Kaza ve hastalıklara karşı önlemler
» Deprem ve acil durum önlemleri
» Kronolojisi
» Sözleri
» Ardından Söylenenler
» Okulumuz
» Aktiviteler
» Aileler ve Biz
» Ulaşım
» Randevu Talebi
» İş Başvuru Formu
 
 
© 2009 İndigo Kid's House | Web Tasarım Grimor
Ana Sayfa Eğitim Organik Beslenme İndigo Deyince Rehberlik Sağlık Bizden KarelerAtatürk Köşesiİletişim